Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan 83 yaşındaki ağır hasta tutuklu Mehmet Emin Özkan, ağır sağlık sorunlarına rağmen tahliye edilmiyor. Diyarbakır 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kampüs Cezaevi’nde tutuklu bulunan oğlu Ahmet Özkan, önceki gün babası Özkan’a refakat etmek amacıyla Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi. 

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ve Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma Derneği (TUAYDER) avukatları, Özkan’ın sağlık durumunun yeniden değerlendirilmesi için 28 Mayıs’ta Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulundu. Başvuru sonrası Özkan, 31 Mayıs’ta Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bulunan Sağlık Kurulu’na sevk edildi. 

RAPOR İÇİN HASTANEYE GÖTÜRÜLDÜ

Özkan’a refakat etmek amacıyla D Tipi Cezaevi’ne giden oğlu Ahmet Özkan, bugün aile üyelerinden Selma Özkan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde şu aktarımlarda bulundu: “Babamı Sağlık Kurulu raporu için dün hastaneye götürdüler. Bugün ise son kez Sağlık Kurulu için götürüldü. Babamı hastaneye götürdüklerinde tekerlekli sandalye ve elleri kelepçeli bir şekilde götürüyorlar. Babamın tahliye edilmesi için gereken tek şey Sağlık Kurulu’nun vereceği rapor.”

25 YILDIR CEZAEVİNDE

Mersin’de 1996 yılında “örgüt üyesi olduğu” iddiasıyla gözaltına alınan Özkan, 2 itirafçının verdiği, daha sonra ise “İşkence gördük” diyerek geri çektiği ifadeler nedeniyle, Lice’de 22 Ekim 1993’te tuğgeneral Aydın’ı öldürmek ile yargılandı. Yargılama boyunca olay ile hiçbir ilgisi olmadığını anlatmaya çalışan Özkan’a ağırlaştırılmış müebbet hapis verildi. 

2013 yılında Bahtiyar Aydın davasının zaman aşımına uğramasına bir gün kala, dava dosyasını yeniden açan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, “Mehmet Emin Özkan’ın bu eyleme katıldığına dair herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır” denildi.

Aydın’a yapılan suikastın JİTEM tarafından yapıldığı ve dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı emekli Albay Eşref Hatipoğlu ile Üsteğmen Tünay Yanardağ hakkında “Taammüden öldürme”, “Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik”, “Cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 24 yıla kadar hapis cezası istendi. Buna istinaden Özkan’ın avukatları, kapatılan Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin (DGM) yerine bakan Adana 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurarak, yargılamanın yenilenmesini, infazın durdurularak Özkan’ın tahliyesini talep etti. Talebi kabul eden mahkeme, infazın durdurulması için İzmir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Lice Davası’nın sonucunun beklenmesine karar verdi. 7 Aralık 2018’de İzmir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasında, mahkeme heyeti yaşamını yitiren sanık Üsteğmen Tunay Yanardağ hayatta olmadığı için dosyadan çıkarılırken, davanın tek sanığı dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı emekli Albay Eşref Hatipoğlu’nun da beraatine karar verdi.

24 YIL SONRA TANIK OLARAK İFADESİ ALINDI: OLAYLA İLGİLİ BİR BİLGİM YOK

Özkan,  Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinde olaydan 24 yıl sonra tanık olarak ifade verdi. Özkan, tercüman aracılığıyla Kürtçe verdiği ifadesinde, “Bizim köyümüz olayın gerçekleştiği yere 8 kilometre uzaklıktadır. Bizim köylülerimiz her gün ilçeye gidip geliyordu. Köylüler ilçeden geldiğinde orada bir kurşun sesi duyduklarını söylediler. Sadece bir kurşun sesi duydular. Olaydan 2 gün sonra taburun içerisinde böyle bir olay olduğunu duyduk. Ben sanıkları tanımıyorum. Benim olayla ilgili bir bilgim yoktur” şeklinde ifade vermişti.