Bu kurumlarında başında da Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) geliyor. KHK’liler yeni bir iş başvurusu yaptığında, sigortalarında ‘KHK’li’ ibaresi yer aldığı için iş bulamıyorlar.

Mersin Üniversitesi’nden KHK ile ihraç edilen akademisyen Esra Ergüzel Kilim bu sorunla karşı karşıya kalanlardan sadece biri. Kilim, söz konusu ilave tedbirlerin devam etmesi nedeniyle iş verenler tarafından reddediliyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, Kilim yaşadıkları üzerine avukatı Fevzi Özlüer’le birlikte kararın iptali için Danıştay’a başvurdu. Danıştay’ın vereceği bu karar KHK’yle ihraç edilen binlerce kişiyi ilgilendirecek.

”ÖZEL VE ÇALIŞMA HAYATIN İHLALİ”

Kilim, Anayasa Mahkemesi’nin ‘ilave tedbirler’ ifadesinin iptali sonrası ilgili kurumlara, “Hakkımda devletin hangi kurumunda ne tedbir olduğunu öğrenmek ve yürütülen her türlü ‘ilave tedbirin’ tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılmasını talep ediyorum” diye sordu. Birçok kurum topu birbirine atarak net bir yanıt vermedi. Sosyal Güvenlik Kurumu ise Kilim’in ihraç edilmesini KHK’li olduğunu gösteren KOD 37’ye (KHK ile kamu görevinden çıkarma) dayandırdı ve bu gerekçe tüm işverenler tarafından görünür hale getirildi.

Avukat Fevzi Özlüer, Kilim’in özel ve çalışma hayatının ihlal edildiğini söyleyerek SGK’nin bu tutumunun ilave tedbirlerin devamı niteliğini olduğunu söyledi. Özlüer, Danıştay’a yaptıkları başvuru hakkında, “Biz tüm kurumlara hakkımızda uygulanan ilave tedbirler varsa kaldırın dedik. SGK, ‘KHK’yle işten çıkartılmıştır’ diyerek işten çıkartılmanın KHK’nin doğal sonucu olduğunu söyledi. Bu nedenle SGK ilave tedbir talebimizin kaldırılmasını reddetti. İdare Mahkemesi’ne başvurduk. İlave tedbirler nedeniyle kişinin KHK ile işten ayrılmasının başka kişiler ve kurumlar tarafından görülmesini sağlamak hem özel hayatın hem çalışma hakkının ihlali anlamına gelir. Hukuk sınırları içerisinde baktığımızda Danıştay’ın bu kararı lehimize sonuçlandırmasını bekliyoruz” dedi.

”HEM KENDİSİ HEM DE ÇEVRESİ İÇİN ZOR”

Özlüer, SGK’nin bu tutumundan dolayı Kilim’in birçok hak ihlaline maruz kaldığını anlatıyor: “İş başvuruları sırasında müvekkilden istenen SGK HİTAP belgesinde görüldüğü gibi, işveren KHK ile kamu görevinden çıkarıldığını öğrendiğinde KHK’ler ile adı ‘lekelenmiş’ ve ‘sivil ölü’ haline getirilmiş birisini işe alma konusunda tereddüt yaşamakta ve bu riski almamak için çeşitli bahanelerle başvurumuzu reddetmektedir. KHK ile fişlenen kişinin hem kendisi hem de çevresi için devlet zoru ve baskısına açık bir duruma getirildiğinin farkındadır. Bu müvekkilin tüm yurttaşlık haklarından, yaşama hakkından, sürekli çalışma hakkından mahkum bırakılmak suretiyle, mahkum bırakılmasına sebep olunmuştur. Üstelik ortada böyle bir cezayı gerektirecek hiçbir suç veya dava bile bulunmamaktadır.”

”YARGISIZ İNFAZIN KONUSUYUZ”

Kilim ise devletin tüm alanlarında fişlendiklerini ve sivil ölü haline getirildiklerini belirtiyor. Her şeye rağmen hukuka olan güveninin olduğunu söyleyen Kilim, Danıştay’ın da bu kararı iptal edeceğini düşünüyor:

“KHK ile ihraç edildiğimden bu yana, ihraç kararlarımızın herhangi bir suça dayanmadan, hukuki yolların dışında işletilen bir işkence yöntemi olduğunu ispatlamaya çalışıyorum. Kamuoyunda sivil ölü olarak bilinen, yurttaşlık haklarından belirsiz bir süre mahkum bırakan bir çeşit yargısız infazın konusuyuz. Bu infaz kamuoyuna ve tarafı olduğumuz uluslararası hukuk kuruluşlarına idari bir tedbirmiş gibi anlatılıyor. Sivil ölü koşullarında adalete erişim de bizim için çok zor. Yine de hukuk yolları aramaktan vazgeçmeyi doğru bulmuyorum. Üzerime düşen bir mücadele olanağı varsa hukukçu arkadaşlarımızın desteği ile bu olanağı kullanmaya çalışıyorum. Sadece SGK’de değil devletin yargı ve yürütme ile ilgili bütün idari bürokrasisinde fişlenmişiz. Bunu reddeden ilk kurum SGK oldu. 5 yıldır yüzbinlerce mağdur yaratan bu hukuksuzluktan çıkışa bir katkısı olmasını arzu ediyorum.”