CHP Sözcüsü Öztrak, Sedat Peker’in iddialarıyla ilgili olarak, “Adı Cumhur İttifakı olan ağacın her yerini, kurtlar sarmış. Bu ittifak kavgalı ev olmuş. Ev halkı birbirine racon kesiyor. Yetmiyor şantaj yapıyor. Herkes herkesin dosyasını tutmuş. Ülkeyi ciğer gibi mafya-siyaset-ticaret ekseninde yıllarca yemişler. Şimdi de düştükleri çukurda, birbirlerini yiyorlar” diye konuştu.

Basın toplantısında Sezgin Baran Korkmaz’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile geçmiş dönemde çekilmiş yan yana fotoğrafını gösteren Öztrak, “Kavgalı evin bir başka ferdi Sezgin Baran Korkmaz, AK Parti döneminin türedi zenginlerinden. Geçmişi de gölgeli bir isim” dedi.

‘DÜŞTÜKLERİ ÇUKURDA BİRBİRLERİNİ YİYORLAR’

Öztrak, tek kişinin iki dudağına bağlı bu düzende, koskoca ülkenin vesayet rejiminin pisliği, kiri ve pası içinde nefes alamaz hale geldiğini belirterek, şunları söyledi: “Fransız yazar ve düşünür Voltaire’in dediği gibi, ‘sıradan hırsız paranızı, siyasi hırsız ise geleceğinizi, hayallerinizi, gülümsemenizi çalar.’ Tek kişilik vesayet rejimi, milletimizin geleceğini, umutlarını, gülümsemesini çaldı. Atalar, ‘ağacın kurdu içinde olur’ demiş. Adı Cumhur İttifakı olan ağacın her yerini, kurtlar sarmış. Bu ittifak, kavgalı ev olmuş. Ev halkı birbirine racon kesiyor. Yetmiyor şantaj yapıyor. Herkes herkesin dosyasını tutmuş. Cumhur İttifakı, cürüm ve cüruf ittifakı olmuş. Ev halkından bir organize suç örgütü elebaşı, ‘biz bir aileyiz, her suçta beraberiz’ diyor. Eskiler foseptik çukuru dolunca, direğine bir ciğer asarmış. Kurtçuklar da bu ciğeri yer, çoğalırmış. Ciğer bitince kurtçuklar aşağı düşer, Buradaki pislikleri yemeye başlarlarmış. Pislik bitince de kurtçuklar birbirini yermiş. Teşbihte hata olmaz. Bugün ülkemizdeki durum, tam da budur. Ülkeyi ciğer gibi, mafya-siyaset-ticaret ekseninde yıllarca yemişler. Şimdi de düştükleri çukurda, birbirlerini yiyorlar. Sarayın kibirlisi külahın görünmesin’ diye talimat vermiş ama ne fayda. İp elden kaçmış, partisinin içi kazan gibi, fokur fokur kaynıyor. Kavgalı evin ahalisi, birbirlerine bağırıp çağırmaktan milletin sesini duymuyor. Milletimiz derdine derman bekliyor, bunlar kavga ediyor.”

‘KAHVENİN PARASININ ÖDENİP ÖDENMEDİĞİNİ SORULMALI’

Sedat Peker’in AKP tarafından dağıtılan kahvelerin kendisinin şirketinden alındığını ve para ödenmediği yönündeki iddiasıyla ilgili olarak Öztrak, “Suç örgütü elebaşı, AK Parti için mitingler düzenlemekle kalmamış. AK Parti’nin seçimlerde dağıttığı, milyonlarca poşet kahveyi de o vermiş. Kahve parasını da tahsil edememiş. Anlaşılan bunlar birbirlerini de tokatlıyorlar. Atalarımız, ‘bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı var’ demiş. Milyonlarca liralık kahvenin acaba ne kadar hatırı oldu? Erdoğan, partisinin Mali ve İdari İşler Başkanı’nı bir çağırsın, sorsun bakalım. Bu kahvelerin parası ödenmiş mi, ödenmemiş mi? Bu kahvelerin faturası Anayasa Mahkemesi’ne ibraz edilmiş mi? Ödenmediyse, Siyasi Partiler Kanunu’na göre bu milyonlarca liralık kahve, nasıl kayda alınmış? Bu millete utanmadan sıkılmadan haram kahve içirenlerden bunun hesabı mutlaka sorulmalıdır” diye konuştu.

Peker’in para verdiğini söylediği Metin Külünk ile ilgili AKP’nin yetkili organlarının çalıştırılıp çalıştırılmayacağını soran Öztrak, şöyle devam etti: “Yine AK Parti’nin son kongresinde, MKYK’ya seçilen bir siyasetçiye, milletvekili seçimlerinde çanta çanta para verildiği iddiası var. Atanmış İçişleri Bakanı da benzer bir iddiayı gündeme getirmişti. Bunu ciddiye almak gerekir. Ancak suç örgütü elebaşı para dolu çantaları, 10 bin dolar maaşları, tek bir AK Partili siyasetçiye vermemiş. 10 bin dolar maaşa bağlanan siyasetçi de hâlâ belli değil. Erdoğan İçişleri Bakanı’nı çağırıp bu konuda bilgi aldı mı? Partisinde para çantası alma iddialarına muhatap siyasetçiden savunma istedi mi? Genel Başkan olarak Erdoğan partisinin Disiplin Kurulu’nu çalıştıracak mı? Çalıştırmayacak mı?”

‘ATAMA BAKAN, KENDİNİ TBMM’DEN ÜSTÜN GÖRÜYOR’

Öztark, Soylu’nun Sezgin Baran Korkmaz’ı yurtdışına kaçması için uyardığı yönündeki iddiayla ilgili şunları söyledi: “Kavgalı evin bir başka ferdi. Sezgin Baran Korkmaz. AK Parti döneminin türedi zenginlerinden. Geçmişi gölgeli bir isim. Kara para aklama ile suçlanıyor. Yurtdışına kaçtı. Kaçmadan önce İçişleri Bakanı’yla görüştüğü iddiası var. Nasıl kaçtığı hâlâ muamma… Yurtdışına çıkış talimatının, İçişleri Bakanı tarafından verildiği iddia ediliyor. TBMM Başkanı, 10 bin dolar alan siyasetçiyi açıklamasını isteyen bir yazıyı, İçişleri Bakanı’na yazdığını açıkladı. Ama cevap alamadığı görülüyor. Anlaşılan bu atama bakan, kendisini TBMM’den üstün görüyor. Hem 10 bin dolar maaş meselesi hem de Sezgin Baran Korkmaz konusu çok ciddidir. Bu bakan hakkındaki iddialara TBMM vaziyet etmelidir. Derhal bir araştırma komisyonu kurulmalıdır. Bu korkunç iddialar kendisine sorulmalı. Gerekiyorsa konu, soruşturma sürecine ve Yüce Divan’a taşınmalıdır. Meclis Başkanı, parti gruplarını ikna ederek Meclis’in bu rezalete el koymasını sağlamalıdır. Hem mektubuna cevap almalı hem de Meclis’in anayasal görevini yerine getirip bu skandalın hesabını sormasını sağlamalıdır. Meclis Başkanı bunları yapamıyorsa, milletin ve onun seçtiği TBMM’nin hakkını, hukukunu koruyamıyorsa o koltukta bir dakika bile oturmamalıdır. İstifa etmelidir.”

Demirören Medya Grubu’na Ziraat Bankası tarafından verilen 675 milyon dolar krediyle ilgili sessiz kalınmasını eleştiren Öztrak, “Kendi çiftçimize vurulan darbe de cabası. Allah aşkına! Bir yönetim kendi çiftçisine bu kadar mı düşman olur? Çiftçinin sırtına vurulan hançer bir değil, on değil. Çiftçinin bankası Ziraat Bankası, basının amiral gemisinin de içinde olduğu bir medya grubu, havuza katılsın, Saray’a ram olsun diye; 2018’de 675 milyon dolar kredi verdi. Bankanın o dönemki Genel Müdürü ‘vardı, verdik’ diye meydan okudu. Ama dün ortaya atılan iddiaya göre; grup, aldığı kredinin ne ana para ne de faiz borcunu ödemiş. Ziraat Bankası; havuz medyası genişlesin diye 675 milyon doları, Turkcell, Varlık Fonu’na kalsın diye; 1,6 milyar doları dağıtırken, bu ülkede çiftçiler yokluktan canına kıyıyor. Nevşehir’de bir patates üreticisi, Ziraat Bankası’na gidiyor, borcunu yapılandırmak istiyor. Talebi kabul edilmeyince kendini ateşe veriyor. Muğla Milas’ta çiftçi Fahrettin Aktaş, ‘traktörümü satın, borcumu ödeyin, bu onursuzlukla yaşayamam’ diye arkasında not bırakıp hayata veda ediyor. İzmir Torbalı’da çiftçi Basri Yıldırım, tarlasını satmasına rağmen borçlarını kapatamıyor, üç evladını arkasında bırakıp intihar ediyor. Ziraat Bankası artık daha fazla sessiz kalamaz. Bu kadar çiftçimiz canıyla ihtarname çekerken, Doğan Medya’yı yandaş satın alsın diye verilen kredinin encamı, ticari sır bahanesiyle örtülemez. Bugüne kadar bu kredinin ne kadarı ödendi? Ödemelerde bir gecikme var mı? Banka yönetimi, Ziraat Bankası’nın saygınlığını korumak için bunları halka açıklamalıdır.”dedi.